İSTANBUL HABER DETAY SAYFASI

Güzel Bir Hikaye

  • 11/04/2018 - 00:26:48
  • GENEL
  • İSTANBUL
  • KAYNAK: ALİ RIZA EMÜL
guzel-bir-hikaye

Kıymetli dostlar bu hafta ne yazayım diye düşünürken aklıma yıllar evvel bir yerlerde okuduğum yazı geldi gerçekte yaşanmışmı yoksa hikayemi bilmiyorum benim ilgimi çekmişti umarım sizlerinde ilgisini çeker biraz düşünmeye sevk eder diyorum ve onu paylaşmak istiyorum..



Ülkenin en ünlü ve en kaliteli eğitim veren bir okulunda geçiyor bu hikaye bu okula girmek için ilk 100 ‘de olmak lazımmış neyse hikayemize başlıyalım



 



Öğretmen  sınıfa girip karsısında duran  en seçilmiş öğrencilerine kısa bir süre baktıktan sonra, "Bugün Zaman Yönetimi konusunda deneyle karışık bir sınav yapacağım der" ve Kürsüye yürür, kürsünün altından kocaman bir kavanoz çıkartır. Ardından, kürsünün altından bir düzine yumruk büyüklüğünde taş çıkarır ve taşları büyük bir dikkatle kavanozun içine yerleştirmeye başlar.



 



Kavanozun daha başka tas almayacağına emin olduktan sonra öğrencilerine döner ve "Bu kavanoz doldu mu?" diye sorar.



 



Öğrenciler hep bir ağızdan "Doldu" diye cevap verirler. öğretmen "Öyle mi?" der ve kürsünün altına eğilerek bir kova mıcır çıkartır. Mıcırı kavanozun ağzından yavaş yavaş döker. Sonra kavanozu sallayarak mıcırın taşların arasına yerleşmesini sağlar. Öğrencilerine dönerek bir kez daha "Bu kavanoz doldu mu?" diye sorar. Bir öğrenci  "Dolmadı herhâlde" diye cevap verir. Doğru" der öğretmen ve gene kürsünün altına eğilerek bir kova kum alır ve yavaş yavaş tüm kum taneleri taslarla mıcırların arasına nüfuz edene kadar döker. Gene öğrencilerine döner ve "Bu kavanoz doldu mu?" diye sorar. Tüm sınıftakiler bir ağızdan "Hayır" diye bağırırlar. "Güzel" der öğretmen ve kürsünün altına eğilerek bir sürahi su alır ve kavanoz ağzına kadar doluncaya dek suyu boşaltır.



 



Sonra öğrencilerine dönerek "Bu deneyin amacı neydi" diye sorar. Uyanık bir öğrenci hemen "Zamanımız ne kadar dolu görünürse görünsün, daha ayırabileceğimiz zamanımız mutlaka vardır" diye atlar hemen.



Hayır der öğretmen, "bu deneyin esas anlatmak istediği eğer büyük taşları bastan yerleştirmezseniz küçükler girdikten sonra büyükleri hiç bir zaman kavanozun içine koyamazsınız" gerçeğidir".



 



Öğrenciler şaşkınlık içinde birbirlerine bakarken öğretmen devam eder; "Şimdi iyi düşünün nedir hayatınızdaki büyük taşlar?



Hayal edelim bakalım nedir bu taşlar.



Çocuklarımız, eşimiz, sevdiklerimiz, arkadaşlarımız, eğitimimiz, hayâllerimiz, sağlığımız, bir eser yaratmak, başkalarına faydalı olmak, onlara bir şey öğretmekmi Büyük taşlarınız belki bunlardan birisi, belki bir kaçı, belki hepsi.



Bu aksam uykuya yatmadan önce iyice düşünün ve sizin büyük taşlarınız hangileridir iyi karar verin. Bilin ki büyük taşlarınızı kavanoza ilk olarak yerleştirmezseniz hiç bir zaman bir daha koyamazsınız, o zaman da ne kendinize, ne de çalıştığınız kuruma, ülkenize faydalı olursunuz. Bu da iyi bir iş insanı, gerçekte de iyi bir insan olamayacağınızı gösterir" kısacası büyük taşlarınızı iyi düşünün ve önceliğinizi hep onlardan yana kullanın derim doslar ( Bu arada öğrencilerin hepsi sınıfta çakmışlar bilginize)  sağlıklı mutlu bir hafta sizlerin olsun…..



 



 



                                                                                               Ali Rıza EMÜL